Ara

NEDİR BU DİYABET?

Çoğumuz gün içinde yaşadığı tatlı krizlerini veya sık sık atıştırma isteğini alışkanlık olarak değerlendirse de altında yatan bir hastalık olabileceğine dikkat çekmek istiyorum. Zaman içerisinde özellikle Pandemi döneminde kötü yaşam tarzı ve glisemik indeksi yüksek gıdalardan sürekli olarak beslenmek bizleri diyabet ve obezite konusunda riskli gruba sokuyor. Üstelik diyabet ve obezite sanıldığı gibi sadece şekerli ve yüksek yağlı beslenen bireylerde de görülmüyor. Diyabet hastalığı genetik faktörler kaynaklı gelişebileceği gibi fazla kilolu olan bireylerde ve aşırı stres durumunda da görülme sıklığını arttırıyor. Diyabet tedavisinde dikkat edilmesi gereken en önemli konu, bireyin kan şekerini dengeleyecek bir beslenme programı ile yaşam şeklini değiştirmektir. İlaç ile tedavisi mümkün olsa da kan şekeri doğrudan beslenmemiz ile alakalıdır. Bu nedenle ilaç ve beslenme kaynaklı olan insülinin birlikte şekillendirilmesi diyabet tedavisi için çok önemlidir. Beslenme programı kişinin yaşına, cinsiyetine, ağırlık ve boyuna göre özel olarak planlanmalıdır.


Diyabet Çeşitleri

Tip 1 diyabet insüline bağımlı diyabet olarak da bilinir. Genellikle çocukluk çağında başlar. Vücutta insülin salgısı olmadığı için bireyler dışarıdan insülin takviyeleri almak zorundadırlar. Tip 2 diyabet ise toplumda daha sık görülmektedir. İnsüline bağlı olmayan bir şeker hastalığıdır. Vücutta insülin üretimi vardır fakat reseptörleri bozuk olduğu için glikoz girişi hücrelere sağlanamaz, bu nedenle glikoz kanda kalır ve seviyeleri sürekli yükselir. Genellikle yetişkin ve kilo problemi olan bireylerde çok fazla görülür. Tip 2 diyabet için yaşam şeklini değiştirmek tedavide elzem nitelik taşımaktadır.


Diyabetin Nedenleri

Tip 1 diyabet genetik geçişli olabileceği gibi nadir de olsa çevresel etmenler stres, enfeksiyon veya inek sütü tüketimi kaynaklı olarak da ortaya çıkabilmektedir. Tip 2 diyabet ise yanlış beslenme alışkanlıkları ve obezite kaynaklıdır. Kanda yüksek miktarda yağ bulunması şeker hastalığını tetikleyebilir. Erken teşhis ile diyabet geri döndürülebilir ancak kişiler tüketimlerine dikkat etmezse hayatları boyunca ilaç kullanmak zorunda kalabilirler.

Kan şekerinde istenen aralık açlık kan şekeri (AKŞ) için 70-100 mg/dL; tokluk kan şekeri için (TKŞ) ise 110-140 mg/dL’dir. Bunun üstünde veya altında olan kişilerde insülin mekanizmalarında bir problem olduğu aşikardır. Özellikle riskli gruplar yılda 2-3 kere kan değerlerine baktırarak bu ve diğer hastalıklar açısından kendini koruma altına almalıdır.


Diyabet İçin Riskli Gruplar

· Hareketsiz bir yaşam tarzı sürenler,

· Ailesinde şeker hastası olanlar,

· Fazla kilolu ve özellikle göbek bölgesi yağlanan bireyler

· Kan lipid miktarları fazla olan kişiler

· Yüksek tansiyonlu bireyler diyabet hastalığı için riskli grupları oluşturmaktadır.


‘DİYABETLİYMİŞİM, ŞEKERİM DÜŞTÜ MÜ YÜSELDİ Mİ BENİM ŞİMDİ?’

Kan şekeriniz düştüyse! Eğer ki kendinizi halsiz, güçsüz, ani soğuk terleme içerisinde, üşüme ve titreme halinde veya çarpıntılı hissediyorsanız; baş dönüyor, gözleriniz kararıyor, midenizde bir ezilme ve bir sinirlilik hali söz konusuysa, dikkat dağınıklığınız var ve ağız çevresinde veya dilinizde bir iğnelenme varsa muhtemelen şekeriniz düşmüştür. Diyabetli kişinin öğün atlaması veya öğün saatini geciktirmesi, aşırı fiziksel aktivitede bulunması nedenleri ile kan şekeri düşebilir. Eğer bahsettiğim belirtiler varsa kan şekerinizi yükseltmek için 2- 3 adet kesme şeker yemeniz veya şekerli bir meyve suyu içmeniz gerekiyor. Eğer belirtiler hala devam ediyor ise 2-3 adet daha kesme şeker tüketmenizde fayda var.

Kan şekeriniz tavan yaptıysa! Eğer ki son beş dakika içerisinde ağız kuruluğu, çok su içme isteği, sık idrara çıkma ihtiyacı, sık acıkma ya da iştahsızlık, yorgunluk veya uyku hali söz konusuysa kan şekeriniz yükselmiş demektir. Böyle bir durum sırasında insülin dozunun, uygulama tekniğinin ve kullanım tarihinin uygun olup olmadığını kontrol etmeniz gerekiyor.


Dyt. Beyza

Shadow on Concrete Wall